Risk Yönetimi
Etkin Risk ve Kriz Yönetimi
Kurumsal Risk Yönetimini, tüm çalışanlarımızın sorumluluklarının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor, tüm faaliyetlerimize ve süreçlerimize entegre ederek karar alma mekanizmalarımızın temel unsurlarından biri haline getirmeyi hedefliyoruz.
Kurumsal Risk Yönetimimizin etkinliğinden nihai olarak Yönetim Kurulumuz sorumludur. Yönetim Kurulumuzun gözetiminde, Grubumuzun karşı karşıya olduğu risk ve fırsatları, Grup stratejilerimizle uyumlu şekilde değerlendiriyor ve denetliyoruz. Yönetim Kurulumuzun denetim sorumluluğunu yerine getirmesini, Riskin Erken Saptanması ve Yönetim Komitesi aracılığıyla destekliyoruz.
Risklerin Erken Saptanması ve Yönetimi Komitemiz, potansiyel risklerin ve fırsatların etkin bir şekilde yönetilmesi adına İştirakler, Kurumsal Risk Başkanlığı, icracı birimler ve İç Denetim Başkanlığı arasında gerekli koordinasyonu sağlıyor. Şirketimizin varlığını, büyümesini ve sürekliliğini tehlikeye atabilecek tüm olası potansiyel riskleri belirlenmesi ve tespit edilen risklerin bertaraf edilmesi için Kurumsal Risk Yönetimi Sistemimizi oluşturmak, sürdürmek ve gerektiğinde iyileştirmek görevlerini yürütüyor. Komitemiz, yıl içinde 2 toplantı gerçekleştirerek tespit edilen risklerin düzenli olarak gözden geçirilmesini ve önem arz eden riskler hakkında Yönetim Kurulumuzun bilgilendirilmesini sağladı.
Kurumsal Risk Başkanlığımız, doğrudan Genel Müdürümüze bağlı olarak görev yaparak Yönetim Kurulu bünyesinde faaliyet gösteren Riskin Erken Saptanması ve Yönetimi Komitemiz ile koordineli çalışmalar yürütüyor. Kurumsal Risk Yönetimi Sistemimize dair standartların belirlenmesi ve geliştirilmesi, Grup genelindeki risk yönetimi süreçlerimizin koordinasyonu, tespit edilen risklerin mevcut durumu ve gelişimi ile ilgili süreçlerin ilgili yönetim kademelerimize raporlanması görevlerini üstleniyor.
İş birimlerimiz, kendi risklerini sahiplenerek gerekli önlemleri alırken, risk yönetimi anlayışı tüm çalışanlarımızın iş süreçlerinin doğal bir parçası haline gelmesini sağlıyor. Tüm çalışanlarımız, risk yönetimi politikasına uyum sağlamak, kendi sorumluluk alanlarındaki riskleri etkin bir şekilde yönetmek ve yasal düzenlemelere uygunluk için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Grup Şirketlerimizin risk yönetimi süreçleri de Türk Telekom ana ortaklığı için belirlediğimiz risk yönetimi standartlarına paralel şekilde yürütüyoruz.
Üst yönetim ve risk sahipleri başta olmak üzere, Grubumuzun tüm organizasyonel seviyeleri ile Kurumsal Risk Yönetimi ve İç Kontrol uygulamalarımıza aktif katkı sağlıyoruz. İç Kontrol Politikamızla, grubumuzda iç kontrol hedeflerimizi tanımlıyor, kurumsal kontrol ortamımızı yapılandırıyor ve kontrol kültürümüzün temelini oluşturuyoruz.
Politikamızı tamamlayıcı nitelikte olan İç Kontrol Standartlarımızı ise, iç kontrol uygulamalarımızı tanımlamak, politikamızda belirtilen hedeflere ulaşmak için gerekli standartları belirlemek ve çalışanlarımız arasında ortak bir iç kontrol dili ile uygulama birliği sağlamak amacıyla kılavuz olarak kullanıyoruz.

İç Kontrol Yapısı
Türk Telekom olarak, stratejik hedeflerimize ulaşırken, operasyonel süreçlerin etkinliğini ve verimliliğini artırmayı, finansal verilerimizin doğruluğunu ve güvenilirliğini sağlamayı, müşterilerimizin kişisel verilerini yüksek güvenlik standartlarıyla korumayı ve şirket varlıklarımızı sürdürülebilir şekilde yönetmeyi temel ilke olarak benimsiyoruz. Bu doğrultuda, yasal mevzuata, iç politika ve prosedürlere dayalı bütüncül bir iç kontrol yapısı oluşturarak faaliyetlerimizi güvenli, şeffaf ve sürdürülebilir şekilde yürütmeyi hedefliyoruz.
İş süreçlerimizin tasarımından uygulanmasına kadar her aşamada risk odaklı bir yaklaşım esas alıyoruz. Süreçlere entegre ettiğimiz kontrol mekanizmaları ile olası risklerin öngörülebilir olmasını sağlıyor, gerçekleşme ihtimali bulunan durumlarda ise etkilerin en aza indirilmesi için aksiyon planlarımızı devreye alıyoruz. Bu kapsamda, ilgili paydaşlarla mevcut kontrolleri düzenli olarak gözden geçiriyor, etkinlikleri kontrol sahipleri aracılığıyla takip ediyoruz.
İç Kontrol Başkan Yardımcılığımız; ilgili kontrol faaliyetlerinin bütünsel bir yaklaşımla koordine edilmesini sağlayarak, hem kontrol noktalarının kurumsal düzeyde güçlendirilmesine hem de süreçlerin daha etkin işlemesine katkı sağlıyor. Geçmiş dönemlere ait tüm kontrol kayıtları ve bulgularını aktardığımız entegre Governance, Risk & Compliance (GRC) platformumuz üzerinden mevcut kontrol, bulgu ve aksiyon takiplerini daha sistematik ve izlenebilir bir yapıda yürütüyoruz. Önümüzdeki dönemde iç kontrol faaliyetlerimizin tamamını bu platform üzerinden planlamayı, yönetmeyi, raporlamayı ve aksiyon takibini sağlamayı hedefliyoruz. Bu yaklaşım sayesinde, kontrol süreçlerinde standartlaşmayı artırmayı, izleme ve iyileştirme faaliyetlerini daha etkin hale getirerek operasyonel verimliliğimizi güçlendirmeyi planlıyoruz. Dört temel risk yönetim seçeneği kapsamında gelişen süreçlerimiz şunlardır:
• Risklerin Belirlenmesi, Değerlendirilmesi ve İzlenmesi
• Riski Kabul Etmek
• Riski Azaltmak
• Riski Transfer Etmek (Paylaşmak)
• Riskten Kaçınmak
Risklerin Belirlenmesi, Değerlendirilmesi ve İzlenmesi
Potansiyel risklerimizin etkin ve bütüncül şekilde yönetilmesine yönelik çalışmalarımızı özenle sürdürüyoruz. Bu kapsamda, Grubumuzun karşı karşıya olduğu riskleri, Risk Tespit ve Değerlendirme toplantıları aracılığıyla belirliyoruz. Belirlediğimiz riskleri Finansal, Stratejik ve Operasyonel Riskler olmak üzere üç ana kategori altında sınıflandırıyor, risklerin kısa, orta ve uzun vadeli olası sonuçlarını ayrıntılı olarak analiz ediyoruz. Tabloda Şirketin stratejisi ve iş planları ile uyumlu olarak olası risklerin gerçekleşme durumuna ilişkin finansal ve operasyonel etkiler sınıflandırılmıştır. Risklerin gerçekleşme olasılığı ve gerçekleşmesi durumundaki potansiyel etkilerini değerlendirerek mevcut risk seviyelerini ölçüyoruz. Risk analizi sürecinde, bir riskin birden fazla alanda etkili olabileceğini göz önünde bulundurarak kapsamlı bir değerlendirme yürütüyoruz.
Tanımladığımız ve analiz ettiğimiz riskleri, ilgili birimler aracılığıyla değerlendiriyor ve üst yönetimimizin katılımıyla önceliklendiriyoruz. Bu süreç sonucunda her bir risk için risk sahiplerini belirliyor ve risklerin yönetilmesine veya tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik aksiyon planları oluşturuyoruz. Aksiyon planlarımızı oluştururken, ilgili birimlerimiz ve Kurumsal Risk Başkanlığımız iş birliği ile ayrıntılı kök neden analizleri gerçekleştiriyoruz.
Risk sahipleri, riski yönetme kararı alırken fayda maliyet analizleri yapıyor ve tüm paydaşların beklentilerini göz önünde bulunduruyor. Bu yaklaşımla, hedeflerimize ulaşabilmek için risk ve getiriler arasındaki dengeyi gözeterek risk iştahımıza uygun stratejiler geliştirmeyi amaçlıyoruz. Ayrıca, söz konusu risklerin yönetimi için iş birimlerimizin dışındaki özel uzmanlıklara ihtiyaç olup olmadığını da değerlendiriyoruz.
Uyguladığımız kontrollerin ve aksiyon planlarının etkinliğini düzenli olarak gözden geçiriyor; risklerin mevcut durumunu sürekli izliyoruz. Risklerin izlenmesi ve raporlanması sonuçlarını, ilgili yönetim kademelerimiz aracılığıyla üst yönetime ve Yönetim Kuruluna düzenli olarak sunuyoruz.
Türk Telekom’da Stratejik Riskler
Teknolojik dönüşümlerin, yoğun rekabetin ve regülasyonlardaki değişikliklerin sürekli yaşandığı bir sektörde faaliyet gösteriyoruz. Bu kapsamda, sektörün dinamiklerini yakından takip ediyor, piyasadaki teknolojik gelişmeleri ve değişen müşteri beklentilerini dikkatle izliyoruz. Şirket gelirlerimizi artırmak ve müşteri memnuniyetini sağlamak amacıyla, stratejik önceliklerimiz doğrultusunda proaktif risk yönetimi uygulamalarımızı hayata geçiriyoruz. Bilgi ve iletişim teknolojilerinden yararlanarak bireyler ve kamu sektörüne yönelik yenilikçi çözümler sunuyoruz. Türkiye’ye en yeni ve gelişmiş iletişim teknolojilerini kazandırarak sektörde pek çok alanda öncü rol üstleniyoruz. Stratejik risk değerlendirme sürecimizi, Sürdürülebilirlik Riski, Dolandırıcılık Riski, İtibar Riski ve Sektörel Mevzuata Uyum Riski gibi alanlarda bütüncül olarak ele alıyoruz. Program/Proje Yönetimi Riski kapsamında yeni projelere başlamadan önce, çalışan hakları da dahil olmak üzere insan haklarına ilişkin riskleri sistematik biçimde değerlendiriyoruz. Bununla birlikte, Sürdürülebilirlik Riski çerçevesinde yürüttüğümüz insan hakları durum tespiti süreçleriyle mevcut operasyonlarımızda iş sağlığı ve güvenliği, çalışma saatleri ve ayrımcılık gibi çalışma standartlarını düzenli olarak izliyor ve uyguluyoruz.
İtibar Riski ile doğrudan bağlantılı olarak yürüttüğümüz insan hakları değerlendirmelerini yalnızca çalışanlarımızla sınırlı tutmuyor, tedarikçilerimizi ve yerel topluluklar gibi daha geniş paydaş gruplarını da kapsayacak şekilde ele alıyoruz. Taciz, ayrımcılık, zorla çalıştırma, çocuk işçiliği ve iş sağlığı ve güvenliği gibi temel çalışma haklarını değerlendirmelerinize dahil ediyoruz. Özellikle zorla çalıştırma ve işyerinde taciz gibi unsurları Dolandırıcılık Riski kapsamında değerlendiriyor ve bu risklere karşı gerekli önlemleri alıyoruz.
Geleceğe yönelik stratejik hedeflerimize ulaşmak adına, yüksek performanslı ürün ve teknolojiler için gereken altyapıyı oluşturarak, marka değerimizi koruyacak ve rekabet avantajlarımızı fırsata çevirecek risk yönetimi araçlarını ve modellerini benimsiyoruz. Aynı zamanda, iştiraklerimizle güçlendirdiğimiz yapımız sayesinde, mevzuat değişikliklerinden veya pazardaki köklü dönüşümlerden kaynaklanan pazar payı kayıplarını yeni ürün ve hizmetlerle telafi ediyor, yurt içi ve yurt dışındaki fırsatları değerlendirmeye devam ediyoruz.
Sürdürülebilirlikle İlgili Riskler
Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma amacıyla sürdürülebilirlik ilkelerini iş modelimize, stratejilerimize ve kurumsal kararlarımıza entegre etmeyi hedefliyoruz. İletişim ve haberleşme sektörü; ekonomi, inovasyon, sağlık, eğitim, sosyal eşitlik, çevre koruma ve iklim kriziyle mücadele gibi birçok alanda temel çözüm araçları sunarak, Küresel Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na doğrudan katkı sağlıyor, sürdürülebilirliği sadece bir risk yönetimi unsuru olarak değil, aynı zamanda değer yaratma fırsatı olarak görüyoruz. Sürdürülebilirlik Politikamız doğrultusunda, sürdürülebilirlikle ilgili risk ve fırsatları bütüncül olarak ele alıyoruz. Sürdürülebilirlik Riskleri için kök sebepler analizi yaparak İklim Değişikliği ve Çevre, Topluma Katkı ve İnsana Değer odaklı riskleri daha etkin bir şekilde yönetmeyi amaçlıyoruz. Buna ek olarak, TSRS gereklilikleri doğrultusunda değer zincirimizde ortaya çıkabilecek iklimle ilgili risk ve fırsatları analiz ediyoruz. Bu kapsamda, tedarik zinciri kaynaklı çevresel etkileri düzenli olarak değerlendiriyoruz.
İklim değişikliğini operasyonlarımız ve iş modelimiz açısından hem ticari risk hem de fırsat alanı olarak değerlendiriyoruz. TCFD yaklaşımı doğrultusunda yürüttüğümüz analizler kapsamında aşırı hava olayları, düzenleyici dönüşüm ve piyasa beklentilerindeki değişimlerin operasyonlarımız ve finansal performansımız üzerindeki potansiyel etkilerini değerlendiriyor; elde edilen çıktıları iş stratejilerimize entegre ediyoruz. Bu kapsamda, enerji verimliliği, dijital altyapı optimizasyonu ve kaynak kullanımını azaltmaya yönelik yenilikçi ürün ve hizmetler geliştirerek iklim değişikliğinin yarattığı riskleri yönetirken aynı zamanda yeni ticari fırsatlar yaratmayı hedefliyoruz.
TSRS uyumlu iklimle ilgili risk yönetimi yaklaşımımız kapsamında geçiş ve fiziksel iklim risklerine maruz kalabilecek varlık ve operasyonlarımızı düzenli olarak değerlendiriyoruz. Baz istasyonlarımız, şebeke altyapımız, veri merkezlerimiz ve operasyonel tesislerimiz üzerinde gerçekleştirdiğimiz senaryo analizleri aracılığıyla ilgili risklerin finansal etkilerini analiz ediyor; elde edilen sonuçları yatırım planlarımıza ve risk yönetimi süreçlerimize entegre ediyoruz.

Türk Telekom’da Operasyonel Riskler
Operasyonel risklerimizin etkin yönetimi, teknoloji altyapısına dayalı hizmetler sunmamız nedeniyle büyük önem taşıyor. İletişim altyapımızı ve kritik sistemlerimizi ve dolayısıyla abonelerimize sunduğumuz hizmetlerin sürekliliğini etkileyebilecek riskleri, operasyonel riskler olarak değerlendiriyoruz. Bu doğrultuda iş süreçlerimiz, çalışanlarımız, sistemlerimiz ile doğal afetler, elektrik kesintileri ve diğer dışsal olaylardan kaynaklanan riskleri operasyonel risk kapsamına alıyoruz.
İş Sürekliliği Yönetimimiz doğrultusunda, potansiyel riskleri ve bu risklerin operasyonlarımıza olan etkilerini belirleyerek Şirketimizin iç ve dış paydaşlarını, itibarını ve marka değerini korumayı amaçlıyoruz. Oluşturduğumuz İş Sürekliliği Planları, Genel Afet Yönetimi Planı ve Kriz Yönetim Planı ile olası afet ve kriz durumlarında hızlı ve etkili müdahale sağlıyoruz. Kritik ürün ve hizmetleri, İş Etki Analizi ve Risk Değerlendirmesi süreçlerimize tabi tutuyor, süreklilik hedeflerimize uygun performans takibi yaparak gerekli iyileştirmeleri gerçekleştiriyoruz.
Çalışanlarımızın operasyonel risklerle ilgili bilgi birikimini ve farkındalığını artırmak amacıyla eğitimler düzenliyoruz. 2025 yılında 17.288 kişiye atamasını yaptığımız çevrimiçi İş Sürekliliği e-eğitimini 14.473 kişi tamamladı ve tamamlama oranı %84 olarak gerçekleşti.
Dijital altyapılarımızda ortaya çıkabilecek potansiyel tehdit ve güvenlik açıklarını, siber güvenlik riskleri kapsamında bütüncül bir yaklaşımla yönetiyoruz. Gelişen teknoloji ile artan siber tehditlerin, bilginin gizliliği, bütünlüğü ve erişilebilirliği üzerindeki etkilerini dikkate alarak, bu risklerin stratejik hedeflerimize ulaşmamızı engellememesi için tespit edici ve önleyici kontrol mekanizmaları uyguluyoruz. Siber saldırıların hizmet kesintilerine, finansal kayıplara, veri ihlallerine ve itibarın zedelenmesine yol açma potansiyelini göz önünde bulundurarak faaliyetlerimizi güvenlik politikalarımız çerçevesinde yürütüyoruz.
Erken uyarı sistemleriyle olası tehditleri sürekli analiz ediyor, gerçekleşmesi muhtemel olayların operasyonlarımız, müşteri deneyimi ve yasal yükümlülükler üzerindeki etkilerini en aza indirmeyi hedefliyoruz. Şirketimizi ve abonelerimizi iş kesintilerine ve güvenlik ihlallerine karşı korumak amacıyla uluslararası en iyi uygulamaları, standartları ve politikaları uyguluyoruz. Tüm Bilgi Teknolojileri ve Network operasyonlarımızı, ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi, ISO 22301 İş Sürekliliği Yönetim Sistemi ve PCI DSS standartları kapsamında aldığımız sertifikalarla etkin şekilde yönetimini temin ediyoruz.
Sektörümüzün doğası gereği, yüksek teknoloji üreten sınırlı sayıdaki tedarikçi ile çalışıyoruz. Bu nedenle, tedarikçilerimizden ve alt yüklenicilerimizden kaynaklanan riskleri de dikkate alarak satın alma süreçlerimizi yürütüyoruz. Tedarik zincirindeki ürün ve hizmet kalitesi, müşteri memnuniyeti, güvenlik veya iş sürekliliğine ilişkin potansiyel riskleri göz önünde bulundurarak Toplam Sahip Olma Maliyeti (TCO), tedarik zinciri riskleri ve sürdürülebilirlik gibi faktörleri değerlendiriyoruz.
Potansiyel risk ve fırsatların daha görünür ve ölçülebilir hale gelmesini sağlamak, uygun risk azaltma stratejileri geliştirmek, iş süreçlerimizin genel verimliliğini ve dayanıklılığını artırmak amacıyla çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. Bu kapsamda, “Tedarik Zinciri Riski” ve “Bilgi Güvenliği ve Siber Risk” başlıklarındaki risklerin potansiyel finansal etkisini nicel olarak hesaplıyoruz. İlerleyen yıllarda diğer risk başlıklarının da finansal karşılıklarını hesaplamayı hedefliyoruz.
Tüm Bilgi Teknolojileri ve Network operasyonlarımızı, güvenlik politikalarımız çerçevesinde yürütmekte olup, olası tehditleri sürekli analiz ederek oluşturduğumuz erken uyarı sistemleri ile kontrol altına alıyoruz. İş kesintileri ve güvenlik ihlallerine karşı kendimizi ve abonelerimizi korumak adına, en iyi uygulamaları, standartları ve politikaları hayata geçiriyoruz.
Yolsuzluk Riski Değerlendirmesi
Kurumsal Risk Yönetimi kapsamında yolsuzluk, usulsüzlük ve çıkar çatışması risklerini içeren “Suistimal ve Dolandırıcılık Riskleri”ni düzenli olarak değerlendiriyoruz. Risk Tespit ve Değerlendirme çalışmalarımızda suistimal ve dolandırıcılık risklerini operasyonel risk başlığı altında ele alıyoruz. Bu süreçte risk sahiplerini belirliyor, risklerin yönetilmesi ve azaltılmasına yönelik aksiyon planları oluşturuyoruz. İç Denetim ile Etik ve Uyum birimlerimiz, denetim, raporlama ve ihbar mekanizmalarıyla bu süreci desteklemektedir.
İşçi Standartlarına İlişkin Risk Değerlendirmesi
Çalışanlarımızın çalışma haklarını kapsayan insan hakları risk değerlendirmesini, İnsan Hakları Politikamız doğrultusunda mevcut operasyonlarımızda ve yeni projelerimizde fiilen uyguluyoruz. Değerlendirmemizde, çalışma saatleri, ayrımcılık, işyerinde taciz, zorla çalıştırma, çocuk işçiliği ve iş sağlığı-güvenliği konularını öncelikli risk alanları olarak ele alıyoruz.
Bu yaklaşım, Sürdürülebilirlik, İtibar, Suistimal, Yeteneği Elde Tutma ve Program/Proje Yönetimi risk kategorileriyle doğrudan örtüşüyor. Çalışma ortamında adil, güvenli ve saygın koşullar oluşturmanın, çalışan bağlılığını güçlendirdiğine, kurumsal güvenilirliği artırdığına ve yeni projelerin sorumlu bir şekilde hayata geçirilmesine katkı sunduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda çalışan odaklı bir risk yönetimi kültürü geliştirmeyi hedefliyoruz.
İş Sürekliliği Yönetimi
56 milyonu aşan müşterimize entegre ICT hizmetleri sunan bir şirket olarak, sunduğumuz hizmet ve servislerin devamlılığının toplum, kamu, ekonomi ve bireyler için taşıdığı önemin farkındayız. Bu bilinçle, uluslararası standartları ve en iyi uygulamaları referans alarak oluşturduğumuz İş Sürekliliği Politikamız kapsamında belirlediğimiz rol ve sorumluluklar doğrultusunda uçtan uca bir İş Sürekliliği Yönetimi uyguluyoruz.
İş Sürekliliği Yönetimi faaliyetlerimiz, insan kaynaklı riskler, doğal afetler ve diğer tüm tehditleri kapsayacak şekilde ele alıyor, kesinti sonrası operasyonel müdahaleler ve muhtemel riskleri azaltmaya yönelik aksiyonları da kapsayan bütüncül bir yaklaşımla yürütüyoruz. Bu yapının en üst seviyesinde, İş Sürekliliği süreçlerini stratejik düzeyde yönlendirmek ve denetlemekle sorumlu olan İş Sürekliliği Komitesi bulunuyor. Yönetim Kurulumuz tarafından belirlenen risk iştahı ve risk tolerans seviyeleri doğrultusunda şekillendirdiğimiz İş Sürekliliği yaklaşımımızla, kamusal bir hizmet niteliği taşıyan iletişimin sürekliliğini güvence altına alıyoruz.
İş Sürekliliği Yönetimi kapsamında yürüttüğümüz başlıca faaliyetler şunlardır:
• İş kesintisi risk analizleri
• Senaryo analizleri ve senaryoya dayalı aksiyon planlamaları
• İş Etki Analizleri
• Risk azaltma ve kontrol ortamlarının iyileştirilmesi
• Üniversiteler, kamu kurumları, belediyeler ve risk tespitine yönelik çözümleri bulunan firmalarla yapılan çalışmalar
• Hizmet sürekliliği kaynak planlaması, yönetimi ve takibi
• İş Sürekliliği Politikalarının, Prosedürlerinin ve Planlarının oluşturulması
• Bölgesel bazda Afet Yönetim Planlarının hazırlanması
• Test ve tatbikat faaliyetleri
• Eğitim ve farkındalık çalışmaları
• Olay ve Kriz Yönetimi süreçleri
• Olay sonrası iyileştirme faaliyetleri
İş Sürekliliği Yönetimi konusunda uluslararası en iyi uygulamaları benimseyerek, DRII tarafından geliştirilen Dirençli Kuruluş Değerlendirme Programı- Resilient Enterprise Assessment Program (REAP) kapsamında uyum ve değerlendirme süreçlerini 2021 yılında başarıyla tamamladık. Mevcut uygulamalarımız ve yetkinliklerimiz doğrultusunda DRII tarafından Dirençli Kuruluş olarak akredite edilerek, bu akreditasyonu alan dünyadaki ilk ve tek telekomünikasyon şirketi olma ünvanını taşıyoruz.
Ayrıca, Türk Telekomünikasyon A.Ş. ve TT Mobil A.Ş. için sahip olduğumuz ISO 22301 İş Sürekliliği Yönetim Sistemi sertifikaları kapsamında tüm yönetim sistemi süreçlerimizi etkin bir şekilde işletiyoruz.
Finansal Risk Yönetimi
Finansal istikrarımızı korumanın ve sürdürülebilir büyümeyi sağlamanın yalnızca şirketimiz için değil, tüm paydaşlarımızın güveni açısından da kritik önemde olduğunun bilincindeyiz. Küresel ekonomik dalgalanmalar, döviz hareketleri ve faiz oranlarındaki değişimler gibi dışsal faktörlere karşı proaktif, kapsamlı ve dinamik finansal risk yönetimi stratejilerimizle güçlü bir duruş sergiliyoruz. Likidite, kur, faiz ve karşı taraf riskleri gibi finansal riskleri en etkin şekilde yöneterek, finansal sağlığımızı güçlendiriyor ve uzun vadeli değer yaratmayı sürdürüyoruz.
Türk Telekom, likidite riski, kur riski, faiz riski ve karşı taraf riski gibi finansal risklere maruz kalabilmektedir. Likidite riskini asgariye indirme stratejisi çerçevesinde finansal borçlar uzun vadeli olarak farklı coğrafyalardan (Amerika, Kanada, Avrupa, Körfez, Japonya, Çin, Türkiye) ve farklı kreditör gruplarından (ticari bankalar, uluslararası finans kuruluşları, resmi destekli ihracat finansmanı kuruluşları, tahvil piyasaları) temin ediliyor. Bu strateji, kısıtlı sayıda fonlama kaynağına bağımlı olmadan, Grubun rekabetçi koşullarda uzun vadeli finansmana erişmesini sağlıyor.
Türk Telekom’un ihraç ettiği yurt dışı tahvillere ilişkin olarak, Grup, toplam getiri ve maliyet esasına dayalı olarak optimum nakit yönetimi stratejisinin temini amacıyla, ikincil piyasada alınıp satılabilen bu tahvillerin fiyat ve getiri dinamiklerini aktif olarak takip ediyor. Yatırım harcamalarına ilişkin tedarikin bir kısmının yabancı menşeli firmalardan karşılanması gerekliliği ve uzun vadeli ve çeşitlendirilmiş fonlama kaynaklarıyla finanse edilmesi ihtiyacı, Türk Telekom’un yabancı para cinsinden yükümlülükler taşımasına sebep olmaktadır. Bu itibarla, Türk Telekom gerçekleştirdiği koruma işlemleri dikkate alınmadığında yabancı para cinsinden net yükümlülükler taşımakta ve dalgalanan döviz kuru nedeniyle döviz kuru risklerine maruz kalabilmekte, bu da finansal tablolar üzerinde etki oluşturabilmektedir. Türk Telekom, kur riski ve faiz riski yönetimi işlemleriyle faiz ve kur riskinin finansal tablolara etkisini asgari seviyede tutmayı hedeflemektedir. Türk Telekom bu çerçevede, ayrıntıları mali tablo dipnotlarında yer alan 2.938* milyon ABD doları mukabili toplam koruma pozisyonuna sahiptir. Kur riskine karşı doğal koruma sağlaması maksadıyla tutulan yabancı para nakit de dahil olmak üzere, toplam koruma pozisyonu ise 3.043 milyon ABD doları mukabilidir.
Türk Telekom, finansal varlıklarına ilişkin, karşı taraflara uyguladığı limitler ve çeşitlendirme politikası çerçevesinde karşı taraf riskini asgariye indirmeyi amaçlamakta ve finansal risklerine ilişkin koruma işlemlerini, Yönetim Kurulu yönlendirme ve yetkilendirmeleri çerçevesinde yürütmektedir.
Karşı Taraf Riski: Güçlü Finansal Güvence Mekanizmaları
Finansal varlıklarımızı koruma altına almak ve karşı taraf riskini minimize etmek için güçlü bir risk yönetimi ve çeşitlendirme politikası uyguluyoruz. Çalıştığımız finansal kurumlara yönelik uygulanabilir limitler belirleyerek, riskin belirli sınırlar içinde kalmasını sağlıyor ve finansal istikrarımızı pekiştiriyoruz.
Finansal risk yönetimimiz, Yönetim Kurulu’nun yönlendirme ve yetkilendirmeleri çerçevesinde titizlikle yürütülmektedir. Etkin ve proaktif risk yönetim stratejilerimizle, piyasa dalgalanmalarına karşı güçlü bir finansal yapı oluşturuyor ve uzun vadeli büyüme hedeflerimizi sağlam temeller üzerine inşa ediyoruz.
Bu kapsamlı ve stratejik yaklaşımımız, yalnızca kısa vadeli finansal performansımızı değil, uzun vadeli kurumsal sürdürülebilirliğimizi ve paydaşlarımıza sağladığımız değeri artırma hedefimizi de desteklemektedir.
* Hedge edilen tutar; YP finansal borçların hedge’lerini, YP net ticari borçların hedge’lerini ve net yatırım hedge’i içerir.